SÜFYANİZM TARİHİ

HARİCİLER

Hz. Ali ve Muaviye arasındaki Hakem olayı sonrası (657-58) Hariciler zaman içinde sadece siyasi değil fikri ve coğrafi açıdan da ayrıldılar. Hazreti Ali’yi şehid eden zihniyetin devamı Vahhabi -Selefi akımın doğmasını sağlamıştır. Selefiler bu durumu kabul etmeseler de tarihçe ve bakış açıları aynı kökten geldiklerini göstermektedir. Hariciler ve onları takip edenlerin tarihini inceleyecek olursanız İslam Medeniyetine katkıdan ziyade zor dönemlerde daha da şartları zorlaştıran, büyük rakiplere koz verip düşmana yardımcı olan bir yapı görürsünüz. Bu harici – Vahhabi – Selefi akımın II. Mahmut döneminde de İngiltere’ye Arap coğrafyasında tutunma imkanı vermesi örnek verilebilir.

MUTEZİLE

Yunan filozoflarının tesirinde tamamen akılcı yaklaşımda bulunan akım. Ehl-i sünnet itikadı, akaidini geliştirirken bu akıma bolca cevaplar, reddiyeler hazırlamıştır. Tabiin döneminden sonra Emevi ve Abbasi dönemi halifelerinden destek aldıkça ehl-i sünnet alimlerine eziyetler etmişlerdir. Günümüzde doğrudan bu ekolün savunucusu yoktur ama yolundan gittiğini farketmeden bir takım düşünceleri olanlar çoktur. Gazali gibi ünlü alimler medreselerde bu akımın tesirini kırmayı başarmışlardır. Tasavvuf kültürünün medreselerde hakim olmasının ardından oluşan sorunlar da vardır ama bunları da İmam-ı Rabbani hazretlerinin çözdüğü ve tasavvufu medreseye layıkıyla adapte edebildiği herkesçe malumdur.

HAŞHAŞİLER

Büyük Selçuklu döneminde Melikşah ve Nizamülmülk devrinde Batınilik faaliyetleri ile işe başlayan, ancak fikirlerini yaymada başarısız oldukça bir suikast örgütüne dönüşen yapı. Hasan Sabbah’ın hırslı kişiliği ve sapkın düşünceleri uzun yıllar İran’ın kuzeyinde etkili olmuştur. Sünni inancın yeni hamisi olan Büyük Selçuklu Devlet’ni zaafa uğratmış ve yıkılmasında önemli etkileri olmuştur. Hatta bu yapı, o dönemde deccal olarak nitelenen Moğol istilasına zemin hazırladığından dolayı Süfyan tabirine çok uygun sayılabilir. Ayrıca Haçlıların da bölgeye gelmesinde bir zemin ihdas etmişlerdir. Devlete sızmış bir terör örgütüdür. Alamut kalesine sığınan bu yapının merkezine İlhanlılar son vermişse de hala Batıni fikirlere sahip gruplar bulunmaktadır.

BABAİLER

Baba İshak olayı diye de bilinen ve Haşhaşiler gibi Batıni akımla hareket eden, şiilerden beslenen ve Anadolu Selçuklu’nun en çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu dönemde İslam dünyasında büyük bir fitne olarak isyan çıkartan yapı. Doğudan yaklaşan Moğol tehlikesi, Batıdan gelen Haçlı orduları arasında sıkışıp kalan Anadolu Selçuklu, önce Anadolu’da birlik sağlamış, sonra da Konya merkezli ehl-i sünnetin ilim merkezi olmuştu. Bu ilim merkezi olabilme özelliğini tasavvufu reddederek değil, onu bünyesinde bağnazlığa yer vermeden şeriata uygunca adapte ederek başarmıştı. Kurumlarından Devlet-i Aliyye-i Osmani’yi çıkartacak bu yapı Babailerin isyanına uğramıştır.!

SAFEVİYYE

Özellikle İran’da hakim olan Safevi devletinin Şah İsmail dönemi en tehlikeli dönemdir. Anadolu’da da Şah kulu ayaklanmasına sebep olan safevileri Yavuz Sultan Selim susturmuş, bölgede yeniden sünni akaidi tesis etmiştir. Çaldıran zaferi ile bu tehdite uzun bir süre son vermiştir. Ancak sufizm etkisinde ama şia kökeninde olan bu devlet, ortadoğuda mezhebini yaymaya devam etmiştir. Bu mezhebi yaymayı bir devlet politikası haline getirmiştir. Sünni sufizminin de içine sızmaları söz konusudur. Pekçok sünni kökenli tarikatların zamanla tahribine yol açmışlardır. Osmanlı pekçok zaman bu yapısal bozulmaları engellemek istediyse de bunda başarılı olamamıştır.

BATICILIK

Osmanlı’da son yy.da sanayileşmiş Avrupa’nın üstünlüğü kabul edildi. Padişahlar ise Avrupa’nın gelişmişlik seviyesini yakalamak istediler. II. Mahmut dönemiyle birlikte Batı’ya öğrenciler gönderdiler. Bu öğrenciler aldıkları Avrupa eğitiminin yanında Avrupa hayat tarzının da isteklisi olarak geri döndüler. Ancak dönenlerin bir kısmı, tekniğin yanında toplumun da Avrupa gibi şekillenmesini ve Avrupa kavramlarıyla Türk – İslam toplumunu anlamayı amaç edindiler. Bu yeni amaç Batıcılığı doğurdu. Batıcılık kendi içinde ırkçılık, kominizm, kapitalizm gibi bize ait olmayan kavramların da hayatımıza girmesine neden oldu.Batıcı zihniyet Halifeliği kaldırdıktan sonra kurulan Türkiye’de egemen olmuştur. İslam dünyasında birlik ve beraberliği tesis edebilecek kurumların tahribi hepimizin malumudur.

YENİ HAŞHAŞİLER VE YENİ SELEFİLER

İslam dünyası halifeliğin de kaldırılmasıyla lidersiz ve parça parça kaldığı cumhuriyet sonrası dönemde bir takım akımlar ortaya çıkarmışsa da birlik ve beraberliğini tesis edememiştir. Bu parçalanmışlığı sona erdirecek düşünceler Türkiye’de sağ iktidarlar eliyle adım adım yükselmeye başladı. Bu yükselişi dizginlemek adına Türkiye içinden (çok hizmet eden olarak bilinen) bir cemaat ; ortadoğuda Arapların arasından (en yalın haliyle İslam’ı yaşamaya çalışan mücahit diye bilinen) bir örgütlenme İslam dünyasının başına dert edildi. Mısır’ın ihvanına karşı ve Türkiye’nin milli görüş, nurculuk ve tasavvuf temelli islami uyanışına karşı oluşturulan bu yapılar süfyanizmi temsil etmektedir.

sufyan tarihi

Reklamlar

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: